Ertuğrul Özkök: Ahmet Hakan acılarla boğuşurken, başucunda ona kısa Türkiye tarihini anlattım

27 Mayıs darbesinde 13 yaşındaydım…
Demokrat Partili bir ailenin çocuğuydum.
Demokrat Parti’ye yakın gazeteler ve gazeteciler vardı.
Muhalif olanları da…

Şerefli insanlardı…
Kimse kimseyi ihbar etmedi, gammazlamadı…
Kimse kimseyi terör örgütlerine, sokak kabadayılarına hedef göstermedi.

12 Mart ara döneminde 24 yaşında solcu bir gençtim.
İktidara yakın gazeteciler ve gazeteler vardı.
Muhalefete yakın gazete ve gazeteciler de…
Şiddetli polemik vardı aralarında.

Ama şerefli insanlardı.
Kimse kimseyi ihbar etmedi, gammazlamadı…
Terör örgütlerine, sokak kabadayılarına hedef göstermedi.

Devlet bursuyla okuyan bir öğrenci ve Paris Öğrenci Derneği’nde yönetim kurulu üyesiydim.
Muhafazakâr bir iktidar vardı.
Hükümete karşı bildiri yayınladık. Bursum kesildi.
Şerefli ve vicdanlı insanlardı.
O delikanlı halimi affettiler.

Bursumu yine o muhafazakâr hükümet bağladı.

12 Eylül askeri darbesinde 33 yaşında solcu bir öğretim üyesiydim. 12 Eylül öncesinde iktidar yanlısı gazeteler ve gazeteciler vardı, muhalif olanları da vardı.
Birbiriyle çok ateşli polemikler yapan gazeteler ve gazeteciler vardı.

Şerefli insanlardı. Darbeden sonra kimse kimseyi ihbar etmedi, gammazlamadı. Terör örgütlerine hedef göstermedi.

Darbeden sonra rahmetli Bülent Ecevit’in çıkardığı Arayış dergisinde askeri yönetime karşı yazılar yazdım.
Hiçbir gazeteci beni askeri yönetime gammazlamadı, ihbar etmedi.

Çalıştığım Hacettepe Üniversitesi’nin İktisadi ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı, dönemin YÖK’ünün başkanı rahmetli İhsan Doğramacı’nın kız kardeşi sevgili hocam Prof. Emel Doğramacı ile İşletme Bölümü’ndeki başkanım sevgili hocam Prof. Gülay
Coşkun, cesur, demokrat ve şerefli insanlardı. Beni korudular.

Bu ülkede 68 yıl yaşadım.
Askeri darbeler, ara rejimler gördüm, demokrat dönemler gördüm.

Ama medyada bu kadar şerefsiz bir gammazlama dönemi, iktidar gücünü arkasına alıp bu kadar alçakça bir sindirme saldırısı görmedim.
Gazetecilerin bu kadar hedef haline getirildiği, sokak kabadayılarına, terör örgütlerine, devlet kurumlarına hedef gösterildiği kalleş bir dönem yaşamadım.

Çok yaşadım, çok okudum.
Tarih bana diyor ki, hiçbir toplum, hiçbir millet vicdansızlığın, şerefsizliğin, alçaklığın
bu kadarına tahammül edemez.

Türk milleti de, vicdanlı Müslümanlar da mutlaka sesini yükseltecektir.
Sokakta olmasa da mutlaka sandıkta yükseltecektir.

Önceki gece Ahmet Hakan acılarla boğuşurken, başucunda ona bu kısa Türkiye tarihini anlattım.

Ertuğrul Özkök’ün yazısı