Sakine Cansız için anıt mezar yaptırıldı

Paris’te ölüdürülen ve memleketi Tunceli’ye gömülen PKK içindeki kadın hareketinin simge isimlerinden Sakine Cansız için ailesi tarafından anıt mezar yapıldı. Tunceli’ye 2 kilometre uzakta bulunan Asri Mezarlık içinde yaptırılan anıt mezarın açılış törenine Sakine Cansız’ın annesi Zeynep Cansız, kardeşleri Feride, Metin Cansız ile çok sayıda akrabasıyla birlikte HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Gültan Kışanak, HDP Tunceli Milletvekilleri Edibe Şahin, Alican Önlü, İmralı Heyeti üyesi Ceylan Bağrıyanık, Tunceli Belediyesi eş başkanı Mehmet Ali Bul ve Nurhayat Altun, çoğunluğunu kadınların oluşturduğu yaklaşık 700 kişi katıldı.

(DHA)

(DHA)

Figen Yüksekdağ ve anıt mezarın açılışına katılanlar Sakine Cansız’ın mezarının başına gelerek saygı duruşunda bulunduktan sonra mezarlık içinde bulunan ve çeşitli tarihlerde yaşanan çatışmalarda öldürülen PKK’lıların mezarlarına karanfil koyarak mum yaktılar.

Anıt mezar açılışında konuşan Figen Yüksekdağ, Cansız’ın, özgür, direnen ve direnerek yaşayan kadının sembolü olduğunu ifade etti. Yüksekdağ, “Bizim mayamız, Sakine’nin kişiliğinde bütün değerlerimizin kişiliğindedir. O maya o kadar sağlamdır ki dağda, düzde yaşamın her bir yanında canımızı birer birer alırlar biz, biner biner doğarız” dedi.

“Yenilginin panikliği içindeler”

Türkiye’nin yeniden bir savaşa sürüklendiğini de ifade eden Figen Yüksekdağ, “3 fidanımızın katledilmesinin sorumlularına bakın, nice memleket toprağını mezarlığa çevirenlerin güçlerine bakın. Bütün olanaklarına rağmen korkunç bir telaş yenilmenin ve yenilginin getirdiği panik içerisindeler. Türkiye’ye barış ve özgürlük, kardeşlik ve eşitlik getirilmişken, Türkiye’yi yeniden savaşa sürüklemeye çalışıyorlar. Yarattığınız karanlık içerisinde boğulacaksınız. Bu savaşın karşısındaki halklarımızın haklılığımızın karşısında ezilip yenileceksiniz” ifadelerini kullandı.

“Nasıl başkan yaptırmadıysak, savaş da yaptırmayacağız”

Hükümetin gözünü kırpmadan savaş kararı verdiğini belirten Yüksekdağ şöyle devam etti:

“Türkiye’de siyasette 7 Haziran’da nasıl yenildilerse, biz nasıl halklarımız adına, şehitlerimizin anısına ve onlara verdiğimiz söz adına nasıl kazandıysak yine kazanacağız. Savaşın, kıyımın ve ölümün üzerinden erken seçim yapıp erteledikleri imparatorluk heveslerini, sultanlık heveslerini yakına almaya çalışıyorlar. Başkan olmaya, tek başına iktidar olmaya çalışıyorlar. Başkanlık hevesleri, diktatörlük hevesleri, saraylarının, saltanatlarının çıkarı için bu memleketi yeniden Kürtüyle Türküyle, askeriyle gerillasıyla bir savaşın içerisine sokmak için gözlerini bile kırpmadılar. Ama biz onlara nasıl ‘seni başkan yaptırmayacağız’ deyip sözümüzü tuttuysak bu günde onlara ikinci sözümüzü söylüyoruz. Sana, size savaş yaptırmayacağız. Barışı katlettirmeyeceğiz ve bu sözümüzü de tuttacağız. Buna emin olun.”

Savaş kararı verenlerin kendi sonlarını hazırladığını ve kendi mezarlarını kazdıklarını belirten Figen Yüksekdağ konuşmasını şöyle tamamladı:

“Son günlerini yaşıyorlar, sanmayın ki bu ölümler, bu savaş, bu kıyım, bu yıkım onların gücünü kudretini gösteriyor. O kadar acizler ki değerli halkımız. O kadar bitişe yakınlar ki kendi mezarlarını kazdılar. Emin olun onların işte bir ayakları mezarda. Onların iktidarının bir ayağı mezarda. ‘Gerekirse kendi evlatlarımızı feda ederiz’ diyen başbakan, geçiçi başbakan çok şükür ki geçicisiniz, geçeceksiniz, siz kalamayacaksınız. ‘Kendi evlatlarımızı feda ederiz’ dediniz yıllar boyunca, ‘Kefenimizle gezdik, geziyoruz’ dediniz yıllar boyunca ama kendi evlatlarınızı feda etmediniz. Sizin evlatlarınız lüks askerlik yaptı. Sizin evlatlarınız paralı askerlik yaptı. Sizin evlatlarınız sahte, çürük raporları aldı. Bu halkın, yoksulun, emekçinin evladını öldürdünüz, feda ettiniz yıllar boyunca ve şimdi yine aynı şeyi yapıyorsunuz. ‘Biz cebimizde, yanımızda kefenimizle geziyoruz’ dediniz bu halkın evlatlarına yıllar boyunca kefen giydirdiniz. Artık gençlerimize kefen giydiremeyeceksiniz. Artık bu ölüm ve savaş siyasetinin karşısında büyüyen, gelişen kendi gücüne inanan bir barış ve demokrasi alanı var, safı var ve bütün büyük insanlık savunucuları işte bu safta.” (DHA)